1. Vesayet nedir?

Vesayet, kişilerin devlet tarafından korunmasını, iş ve işlemlerinin denetim altında olmak koşuluyla tayin edilen organlarca yapılmasını sağlayan hukuki bir müessesedir. Vesayet altına alınmayı gerektiren nedenler Kanun’da şöyle sıralanmıştır:

1- 18 yaşından küçük olup, velayet altında olmamak,

2- Akıl hastalığı ve akıl zayıflığı,

3- Savurganlık, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı veya malvarlığını kötü yönetme,

4- Bir yıl veya daha uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı bir cezaya mahkûm olma,
5- Yaşlılık, engellilik, deneyimsizlik veya ağır hastalık hali (Kısıtlanacak kişinin isteği üzerine)

2. Vesayet makamı ve denetim makamı nedir?

Vesayet makamı sulh hukuk mahkemesi, denetim makamı ise asliye hukuk mahkemesidir.

3. Vasi kime denir?

Kanun’da vasinin görevleri ve yükümlülükleri belirtilmişse de tanımı yapılmamıştır. Ancak Kanun’dan hareketle vasinin, vesayet makamı tarafından belirli bir süre için tayin edilen, kanunun çizdiği sınırlar ile vesayet makamının talimatlarına uygun olarak vesayet altındaki küçüğün veya kısıtlının kişiliği ve malvarlığı ile ilgili bütün menfaatlerini korumak ve hukukî işlemlerde onu temsil etmekle yükümlü olan kişi olduğu söylenebilir.

4. Vasi tayin edilirken öncelikle kimler tercih edilir?

Kanun’un 414’üncü maddesi uyarınca vesayet altına alınacak kişinin eşi veya yakın hısımlarından biri vasilik koşullarına sahip olmaları kaydıyla bu göreve öncelikle atanır. Kanun’un 415’inci maddesinde ise haklı sebepler engel olmadıkça vasiliğe, vesayet altına alınacak kişinin ya da ana veya babasının gösterdiği kimselerin atanacağı düzenlenmiş; ilgili madde uyarınca öncelikle ailece bilinen veya tanınan kişilerin, eğer bu şekilde yapılan araştırmada kimse bulunamazsa başka kişilerin vasi tayin edilmesine ilişkin bir yapı tercih edilmiştir. Vasi tayin edilecek kişinin yerleşim yerinin vesayet altına alınan kişinin yerleşim yeri ile yakınlığı, vasi ile vesayet altına alınan arasındaki güven ilişkisi, empati yapabilme ve aralarında menfaat çatışmasının olmaması (örneğin vasi tayin edilecek kişiyle vesayet altına alınacak kişinin ihtilaflı bir borç ilişkisinin bulunmaması) gibi kriterler ile Kanun’da sayılan başkaca engellerin bulunmaması vasi tayininde göz önünde bulundurulur.

5. Kişinin boşandığı eşi vasi olabilir mi?

Bu durumu, evlilik birliğinin devamı sırasında vasi tayin edilen eşin boşanma sonrasındaki durumunun ne olacağı ve vasi tayini kararından önce boşanmış eşin vasi tayin edilip edilmeyeceği bakımından değerlendirmek gerekir. Kanun, vasilikten azil sebepleri arasında boşanmayı saymamıştır. Ancak boşanma davası açıldığı anda, menfaat çatışması nedeniyle boşanma davasında vesayet altındaki kişiyi temsil etmek üzere kayyım tayin edilecektir. Ayrıca taraflar arasındaki boşanma davası nedeniyle, menfaat çatışması olasılığı dikkate alınarak vesayet makamı tarafından yeni bir vasi atanması gerekecektir. Vasi tayin edilmesi sırasında, önceden boşanmış/eski eşin vasi olmak istemesi halinde, herhangi bir menfaat çatışması bulunmuyorsa, eski eş vasi olarak tayin edilebilir. Ancak eski eşin vasi olarak tayin edilip edilmeyeceği kararı, hâkimin takdir yetkisi kapsamında olan bir karardır.

6. Bir kişi en fazla kaç kişiye vasilik yapabilir?

Kanun’un bu konuda emredici bir hükmü bulunmamaktadır. Kanun’un 417’nci maddesinin üçüncü fıkrasında, dörtten çok çocuğun velisi olanların ve üzerinde vasilik görevi bulunanların vasiliği kabul etmeyebileceği düzenlenmiştir. Bu hüküm, nüfus kayıtları ve mahkeme ilamları ile dörtten fazla çocuğun velayetinin kişinin kendisine verildiğinin ispatlanması gerektiği anlamına gelmektedir. Örneğin evlilik birliği devam eden vasinin beş çocuğunun bulunması halinde bu madde hükmü uygulanmaz. Hâkim kararıyla velayetin, vasi tayin edilen kişiye verilmesi halinde veya evlilik dışı doğmuş çocukların annelerinin doğal olarak velisi olması hallerinde bu hüküm uygulanabilir. Kanun’un 417’nci maddesinin dördüncü fıkrasında, üzerinde vasilik görevi olanların da vasilikten çekinebileceği düzenlenmiştir. Bu madde de emredici bir hüküm olmadığından kişinin birden fazla vasilik görevi yürütmekte olması tek başına vasi tayinine engel teşkil etmemekte, vasi tayin edilen kişiye sadece itiraz hakkı tanımaktadır. Vasi tayin edilenin, Kanun’un 422’nci maddesi kapsamında kararın kendisine tebliğinden itibaren 10 gün içinde karara itiraz etme hakkı bulunmaktadır. Vesayet makamınca, mazeret / itiraz yerinde bulunursa vasilikten çekinme talebi kabul edilerek yeni vasi tayin edilir. Aksi takdirde durum, denetim makamına bir raporla bildirilir. Denetim makamınca, dosya üzerinden inceleme yapılarak vesayet makamının kararı onanır veya vasilikten çekinme talebi kabul edilerek yeni bir vasi tayini istenir. Denetim makamının bu konuda verdiği karar kesindir.

7. Vasi ne kadar süreyle atanır/ görevlendirilir?

Vasi, Kanun’un 456’ncı maddesine göre kural olarak 2 yıl için atanır. Sulh Hukuk Mahkemesi vasinin görev süresini her defasında ikişer yıl uzatabilir. İki dönem üst üste (4 yıl) görev yapan vasi, vasilikten kaçınma hakkını kullanabilir. Kanun’un 480’ninci maddesinde, vasilik görevinin uzatılmadığı takdirde sürenin dolması ile sona ereceği düzenlenmiştir. Vasi, iki yıllık görev süresini doldurduğunda, görev süresi mahkemece tekrar uzatılmamışsa vasilik sona erer. Ancak uygulamada, vasinin görev süresinin dolduğu, genellikle bu sürenin dolmasından çok sonra, bir işlem yapılacağı zaman fark edilmektedir. Bu durumda mahkemece tekrar vasinin görev süresinin uzatılmasına karar verildiği takdirde, bu süre kararın verildiği tarihten itibaren değil vasinin görev süresinin sona erdiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Böylelikle, resmen atanmış bir vasi bulunmayan ara dönemde, vasi tarafından yapılmış işlemler sıhhat kazandığı gibi kısıtlının bu sürede temsilcisiz kalmaması da sağlanmış olur.

8. Vesayet altında iken vasisinden habersiz banka kredisi alan, taksitli mal alımı yapan, kendisini borçlandırıcı işlem yapan yaşlının bu işlemleri iptal edilebilir mi?

Kısıtlının borçlanma ehliyeti yoktur. Bu nedenle kısıtlıyı borçlandırıcı nitelikteki işlemler nispi butlanla batıldır. Sulh Hukuk Hâkimliğine başvurularak kısıtlının menfaatlerine aykırı şekilde borçlandırılmasının kaldırılması ve onun lehine olacak şekilde sonlandırılması gerekir.

9. Vesayet altındaki iken vasisinin bilgisi dâhilinde banka kredisi alan, taksitli mal alımı yapan, kendisini borçlandırıcı işlem yapan yaşlının bu işlemi iptal edilebilir mi?

Vasinin bilgisi dâhilinde yapılan işlemlerin iptali mümkün değildir. Ancak söz konusu işlem kısıtlıyı zarara sokan bir işlem ise vasi tarafından zararın karşılanması sonrasında sözleşme iptal edilebilir. Örneğin banka kredisi ile kendisine bir ev satın almış olan kısıtlının bu işlemi geçerlidir.

10. Vasi değişikliği hangi hallerde kimler tarafından talep edilebilir?

Kanun’un 484’üncü maddesine göre ayırt etme gücüne sahip olması halinde vesayet altındaki kişi veya her ilgili vasinin görevden alınmasını isteyebilir. Vesayet makamı, kendisine başvuruda bulunulmasa dahi görevden alınmayı gerektiren bir sebebin varlığını öğrendiğinde vasiyi görevden almakla yükümlüdür. Kanun’da geçen “her ilgili” ifadesinin “vesayet altındaki kişi ile herhangi bir şekilde bağlantılı olan kişiler” olarak geniş düşünülmesinin vesayet altındaki kişinin menfaati açısından uygun olacağı değerlendirilmektedir.

Vesayet İşlemleri ve Vasilik Süreci